Kalkınma Ajansları Hakkında
Kalkınma ajansları olarak, ülkemizde yerel kalkınma dinamiklerinin harekete geçirilerek, bölge kaynak ve potansiyellerinin en iyi şekilde kullanılmasına, kalkınmanın daha dengeli ve topyekün bir halde tüm ülkeyi kapsamasına ve vatandaşlarımızın fırsatlara erişiminin mümkün olduğunca eşit düzeye kavuşturulmasını hedeflemekteyiz.
Bu amaç doğrultusunda, ülkemizde yerelde beşeri ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, proje hazırlama ve uygulama kültürünün yaygınlaştırılması, bölgelerimizin küresel düzeyde rekabetçiliklerinin geliştirilmesi için gerekli yatırım ortamının oluşturulması ve yatırım planlamalarına yerel ihtiyaç ve taleplerin en doğru şekilde yansıtılmasına yönelik faaliyetler yürütmekteyiz. Bu kapsamda, merkezi ve yerel paydaşlar arasında bir arayüz fonksiyonu üstlenerek, bir yandan ulusal politika ve hedeflerin yerel düzeyde hayata geçirilmesine yönelik çalışmalarda bulunurken, diğer yandan da, yerel plan ve strateji çalışmalarıyla bölge kalkınmasının ulusal kalkınmaya katkısını en yüksek seviyeye çıkarmayı hedeflemekteyiz.
Ülkemiz kamu yönetim sistemi açısından yeni/kendine özgü bir kurumsal yapı olarak, tüm bu çalışmalar esnasında, karar alma ve uygulama süreçlerinde yerel katılımcılığı en üst düzeyde sağlamaya çalışırken, merkezi kurum ve kuruluşlarla koordinasyonun en sağlıklı biçimde sağlanmasına yönelik tedbirleri hayata geçirmekteyiz.
Ülkemiz çapında 26 düzey 2 bölgesinde faaliyet gösteren 26 kalkınma ajansı olarak, yörelerimiz arasında ekonomik ve sosyal gelişmişlik farklılıklarının en aza indirilmesi ve bölgelerimizin küresel düzeyde rekabet güçlerinin artırılması yolunda tüm paydaşlarımızın çözüm ortağı olmak amacıyla daha yeni ve yenilikçi süreçler geliştirerek her geçen gün kendimizi yenilemekteyiz.
Ülke coğrafyasında dengeli bir gelişmenin sağlanabilmesi, ekonominin geneli için hedeflenen yüksek kalkınma hızı kadar önemlidir. Doğal ve toplumsal kaynakların mekan üzerinde dağılımı mutlak anlamda bir eşitlik arz etmediğinden, bölgeler arasında gelişme de mutlak anlamda dengeli bir süreçten geçememektedir. Bu dengesizliğin büyük boyutlarda olması, az gelişmiş bölgelerden gelişmiş bölgelere göçü tetikleyerek göç veren bölgelerde beşeri ve ekonomik sermayenin kaybedilmesine, göç alan bölgelerde ise farklı ekonomik ve sosyal sorunların yanısıra altyapı alanında da darboğazlara neden olmakta ve ülke ekonomisinin geneli açısından büyümeyi sınırlayıcı bir etki göstermektedir.
Bu bağlamda, bölgesel kalkınmanın daha dengeli bir şekilde gerçekleştirilmesine yönelik kamusal müdahalelere ihtiyaç duyulmaktadır. Dengeli bir bölgesel gelişmeden amaç, üretim, hizmet ve altyapı yatırımlarının dağılımını en iyi yansıtan bir yerleşim sistemi vasıtasıyla ülke genelinde nüfusun ve gelirin dengeli dağılımı ve kaynak kullanımında sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Diğer yandan, üretim zincirlerinin giderek küreselleştiği günümüzde, bölgelerin küresel düzeyde kendilerine benzerlik gösteren diğer bölgeler ile rekabet edebilirliklerinin artırılması da bölgesel gelişmenin bir diğer eksenini oluşturmaktadır.
Bölgesel gelişmenin ekonomik ve sosyal tüm sektörlerle ilişkili olması, kamu yatırımlarının ve müdahalelerinin planlanmasında sektörler arası etkileşimin birlikte değerlendirilmesini ve bölgesel gelişme amaçları bakımından ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bunun yanısıra, kamu politikalarının geliştirilmesi ve uygulamasında merkezi ve yerel düzeyler arasındaki koordinasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi de bölgesel gelişme hedeflerinde başarı açısından kritik olan bir diğer unsurdur.
Cumhuriyetimizin İlk Yıllarından Günümüze Ülkemizde Bölgesel Kalkınma Politikalarının Gelişim Süreci
Ülkemizde bölgesel kalkınma uygulamalarına, Cumhuriyetin kuruluşunu müteakip ilk yıllardan itibaren başlanmıştır. Savaş yıllarında ekonomik yapısı büyük hasarlar almış olan ülkemizde, Cumhuriyetimizin ilk zamanlarında gerek altyapıya yönelik kamu yatırımlarının yapılması, gerekse de sanayi tesislerinin Anadolu'nun farklı bölgelerine yaygınlaştırılması ile yurt genelinde üretim nüveleri oluşturularak nüfusun ülke çapında daha dengeli bir şekilde dağıtılması göz önünde bulundurulmuştur.
1960 yılına gelindiğinde, kalkınmanın hızlandırılması amacıyla ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kaynaklarının verimli kullanılması doğrultusunda planlı kalkınma yaklaşımına geçilmiş; kalkınma planlarının hazırlanmasından ve bölgesel kalkınmadan doğrudan sorumlu bir kurum olarak Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurulmuştur. Bu tarihten itibaren bölgesel farklılıkların giderilmesine yönelik çabalar daha da yoğunlaşarak başta bölgesel gelişme programları ve kırsal kalkınma projeleri olmak üzere, kamu sektörüne yönelik politika ve teşvikler ile özel sektöre yönelik yatırım teşvikleri uygulamalarıyla ülke genelinde ekonomik büyümenin yanı sıra sağlıklı bir sosyal ve kültürel gelişme ve refah dağılımının sağlanması temel bir hedef olarak ele alınmıştır.
Bu kapsamda hayata geçirilen bölgesel plan ve projeler ile, yurt genelinde belirlenen potansiyel büyüme merkezleri başta olmak üzere, bölgelerde kamu yatırımları ve işletmelere yönelik devlet destekleriyle toplumsal ve ekonomik dengenin sağlanması hedeflenmiştir. Bu bağlamda, 1960’lı yıllarda Doğu Marmara ve Çukurova bölgeleriyle Antalya ve Zonguldak illerinde bölgesel kalkınma projeleri hayata geçirilmiş, teşviklerin daha etkin biçimde uygulanabilmeleri amacıyla, ülke genelinde gelişmiş bölgeler, kalkınmada öncelikli bölgeler ve normal bölgeler olmak üzere üç ayrı bölge grubu belirlenerek başta doğu ve güneydoğu illerimiz olmak üzere kalkınmada öncelikli yöreler olarak kabul edilen bölgelere yatırım teşviklerinde öncelikler sağlanmıştır. 1970'li yıllarda başlatılan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı ve büyük bütçeli bölgesel gelişme projelerinden biri olmuş, öncelikle toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesini sağlamak üzere, Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde barajlar ve hidroelektrik santralleri gibi büyük enerji yatırımlarının yanısıra, tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim, sağlık yatırımları ile kırsal ve kentsel altyapıya yönelik kamu yatırımlarını da içine alan entegre bir bölgesel kalkınma projesi niteliğini kazanmıştır. Bu dönemde tarımsal verimliliğin artırılması, altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve kırsal kesimde gelirin artırılarak kırsal kesimden kentlere göçün azaltılması amacıyla uygulamasına başlanan Çorum-Çankırı kırsal kalkınma projesini, müteakip süreçte Erzurum, Bingöl-Muş, Yozgat, Erzincan-Sivas ve Ordu-Giresun illerinde uygulanan kırsal kalkınma projeleri izlemiştir.
1980’lerden itibaren Türkiye’nin yatırım stratejisi, sosyal ve ekonomik altyapıyı geliştirmeye ve imalat sanayinde özel sektör payını artırmaya yönelik olmuş; kamu yatırımları enerji, ulaştırma-haberleşme, tarımsal altyapı ve kırsal altyapıya odaklanmış iken, Kalkınmada Öncelikli Yöreler bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmak amacıyla bu genel yatırım politikasının dışında bırakılmıştır. Bu kapsamda, ekonomik ve sosyal altyapı yatırımlarının yanısıra, geri kalmış bölgelerde istihdam yaratabilen imalat sanayi yatırımları ve insan kaynaklarını geliştirici projelere de öncelik verilmiştir.
1990'lı yıllara gelindiğinde, Zonguldak-Bartın-Karabük, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Yeşilırmak Havzası projeleri ile temel olarak AB bölgesel politikalarına uyumlu bir programlama sürecine geçiş başlamıştır. İlave olarak, özellikle 1990’lardan itibaren hızla büyüyen nüfus içerisinde tüm bölgelerde temel sağlık koşullarını iyileştirmek, iyi eğitimli ve donanımlı insan sayısını artırmak amacıyla, sağlık ve eğitim sektörü yatırımlarının artırılmasına da özel önem verilmiştir.
Günümüzde Türkiye’de Bölgesel Kalkınma Politikaları ve Yönetişim Çerçevesi
Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin başlamasıyla, Türkiye AB bölgesel politikalarına entegre yeni bir bölgesel kalkınma yaklaşımı geliştirmeye başlamıştır. Bu kapsamda, AB'ye üyelik doğrultusunda yol haritasını ortaya koyan Katılım Ortaklığı Belgesinde (2003), AB tarafından ülkemizde bölgesel kalkınmayı yürütecek idari yapıların güçlendirilmesi talebine yer verilmiş olup, bu doğrultudaTürkiye tarafından hazırlanan Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programında bölgesel düzeyde uygulamacı birimlerin oluşturulması öngörülmüştür.
Bu kapsamda 2006 yılında 5449 sayılı “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun” un yürürlüğe girmesi ile yeni bölgesel yaklaşımın ana unsurunu teşkil eden kalkınma ajanslarının kuruluş süreci başlamıştır. Bu çerçevede ilk aşamada 2006 yılında İzmir ve Çukurova Kalkınma Ajansları kurulmuş, akabinde 2008 yılında 8 adet, 2009 yılında da 16 adet olmak üzere toplam 26 İBBS Düzey II bölgesinde kalkınma ajansları kurulmuştur. 5449 sayılı Kanun kapsamında Ajanslar, tüzel kişiliği haiz ve ilgili Kanunla düzenlenmemiş bütün işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tabi kuruluşlar olarak kurulmuş olup, ulusal düzeyde koordinasyonlarından ise ilgili Kanun çerçevesinde (mülga) Devlet Planlama Teşkilatı sorumlu kılınmıştır. 3/6/2011 tarih ve 641 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde Devlet Planlama Teşkilatı ilga edilerek, Devlet Planlama Teşkilatının görevleri, ihdas edilen Kalkınma Bakanlığına verilmiştir.
2018 yılına gelindiğinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesi ile 1 ve 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri kapsamında ülkemizde bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması görevi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına verilmiş olup, bu görev çerçevesinde kalkınma ajanslarının da ulusal koordinasyonundan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sorumlu kılınmıştır. Halen ilgili Kararname kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesine yönelik politikaların oluşturulması, bölgesel program ve projelerin tasarımı ile kalkınma ajanslarının koordinasyonu görevleri yerine getirilmeye devam edilmektedir.
Ulusal kalkınma politikalarının mekânsal yapı taşlarının oluşturularak güçlendirilmesi, mekânsal gelişme ve sosyoekonomik kalkınma politikaları arasında uyumun artırılması, bölgesel gelişme çalışmalarına bütüncül bir perspektif kazandırılarak etkinliğinin artırılması ve alt ölçekli (bölge ve il) plan ve stratejilere genel bir politika çerçevesi oluşturulması amaçlarıyla “Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi” (BGUS) hazırlanmaktadır.
2014-2023 dönemi için Türkiye’de ilk defa hazırlanan BGUS’un getirdiği tecrübe ışığında, 2024-2028 dönemi BGUS Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca, kalkınma ajansları tarafından 26 Düzey 2 Bölgesi için BGUS’ta belirlenen stratejik çerçeveyle uyumlu olarak hazırlanan 2024-2028 bölge planlarının koordinasyonu sağlanmıştır. 2024-2028 Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi ve 26 Düzey 2 Bölgesi Bölge Planları 16.12.2024 tarih ve 9253 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanarak yürürlüğe girmiştir.
2024-2028 Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi vizyonu “Küresel rekabette söz sahibi, refah düzeyi yüksek ve dirençli bölgeleriyle, yerel dinamiklerini kullanarak topyekûn kalkınmış bir Türkiye” olarak belirlenmiş ve vizyon kapsamında 2024-2028 dönemi için;
• Bölgelerin küresel ekonomik entegrasyonunun güçlendirilmesi,
• Bölgelerin rekabet edebilirliklerinin artırılması,
• Bölgeler arası ekonomik ve sosyal yakınsamanın sağlanması,
• Afet sonrası ekonomik ve sosyal toparlanmanın sağlanması,
stratejik amaçları geliştirilmiştir.
2024-2028 BGUS kapsamında, vizyon ve stratejik amaçların hayata geçirilmesi amacıyla mekâna göre farklılaştırılmış bölgesel gelişme stratejilerinin geliştirilmesi gerekliliği temel kabulü çerçevesinde mekânsal bir yaklaşım geliştirilmiştir. BGUS mekânsal yaklaşımında bölgesel gelişme stratejileri; vizyonda belirlenen dört temel gelişme boyutu ve stratejik amaçlar dikkate alınarak oluşturulan bir tipoloji çerçevesinde ele alınmıştır. BGUS’un her bir stratejik amacı kapsamında Türkiye’de Kentsel ve Kırsal Yerleşim Sistemleri Araştırması (YER-SİS) ve Sosyoekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (SEGE) çalışmaları dahil olmak üzere üretim yapısı, gelir düzeyi, ihracat, istihdam ve nüfus gibi bölgesel kalkınmada öne çıkan otuzu aşkın gösterge kullanılarak geliştirilen mekânsal tipolojiye göre iller dört boyutta ve dokuz ayrı kategoride sınıflandırılmıştır. Bu gelişme boyutları altında mekânsal amaçlar ve stratejiler geliştirilmiştir.
2024-2028 dönemi bölgesel gelişmenin güçlendirilmesi için ortaya konulan mekânsal amaç ve stratejilerin yanı sıra bölgesel gelişmenin çok sektörlü yapısı gereği tematik amaçlar ve stratejiler de belirlenmiştir. Bu kapsamda, ulusal ve uluslararası gelişmeler dikkate alınarak 2024-2028 dönemi için kentsel gelişme, kırsal kalkınma, sosyal gelişme, turizm, sanayi-lojistik, yeşil büyüme, girişimcilik, AR-GE ve yenilikçilik ile dijitalleşme temalarında tematik amaçlar ve stratejiler geliştirilmiştir.
Bölgesel düzeyde sosyoekonomik gelişme eğilimlerini ve yerleşmelerin gelişme potansiyelini belirlemek, ulusal düzeydeki politika, plan ve stratejiler ile bölgesel ve yerel düzeyde yürütülecek faaliyetler arasındaki ilişkiyi kurgulamak, kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini ve koordinasyonu geliştirmek amacıyla 26 Düzey 2 Bölgesi için Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi’yle uyumlu şekilde hazırlanan bölge planlarında bölgelerin ihtiyaç ve potansiyelleri doğrultusunda, yerel paydaşların iş birliğiyle somut hedef ve tedbirler belirlenmiş, ayrıca uygulama aracı olarak örnek projeler de geliştirilmiştir.
Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesi ile 1 ve 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri kapsamında bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması görevi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına verilmiş olup, bu görev çerçevesinde kalkınma ajanslarının ulusal koordinasyonundan da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sorumlu kılınmıştır.
Kalkınma ajanslarının kuruluş amacı; 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle Cumhurbaşkanınca belirlenen politikalarla uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, gelişmenin sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak olarak belirlenmiştir.
- Bu amaç doğrultusunda, Kalkınma ajanslarının temel görevleri:
- Bölgesel gelişmeyle ilişkili stratejiler hazırlamak,
- Bölgelerin kaynak ve olanaklarını tespit etmeye, ekonomik ve sosyal gelişmeyi hızlandırmaya ve rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalar yapmak ve bu konuda yapılan çalışmaları desteklemek,
- Bölgesel gelişme hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik olarak kamu, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliği ve koordinasyonu desteklemek,
- Bölgelerdeki iş ve yatırım olanaklarını araştırmak, tanıtmak ve bölgeye kaynak çekilmesini sağlamak,
- Yerel ve kırsal kalkınma faaliyetlerine destek vermek,
- Girişimciliği ve girişimcilik ekosistemini desteklemek,
- Yerel yönetimlerin ve bölgedeki kuruluşların teknik kapasitelerinin geliştirilmesine katkı sağlamak,
- Bölgeye gelen yatırımcıların izin ve ruhsat işlemlerinin tek elden takibini ve koordinasyonunu sağlamak,
- Uluslararası fonların bölgedeki paydaşlar tarafından kullanılmasında aracılık ve koordinasyon faaliyetlerini yürütmek,
çerçevesinde özetlenebilmektedir.
Kalkınma Ajanslarının Kurumsal Yapısı
4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Ajanslar, tüzel kişiliği haiz ve Kararname ile düzenlenmemiş bütün işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tâbi kuruluşlar olup, Kalkınma ajanslarının teşkilat yapısı kalkınma kurulu, yönetim kurulu, genel sekreterlik ve yatırım destek ofisleri olmak üzere dört temel bileşenden oluşmaktadır;
Bunlardankalkınma kurulu, ajansın danışma organı olup, illerin dengeli bir şekilde temsiline dayanan ve bölgedeki kamu kurum ve kuruluşları ile özel kesim ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden müteşekkil kurullardır. Kalkınma kurulları, bölgenin sorunlarına ilişkin çözüm önerilerine, bölgenin potansiyeline, önceliklerine ve tanıtımına yönelik olarak yönetim kuruluna tavsiyelerde bulunmak amacıyla yılda en az iki defa toplanmaktadır.
Ajansın karar organı olanyönetim kurulu, tek ilden oluşan bölgelerde il valisi, büyükşehir belediye başkanı, il genel meclisi başkanı, il sanayi ve ticaret odası başkanları ile özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşlarından seçilecek üç temsilciden oluşmaktadır. Birden fazla ilden oluşan bölgelerde ise, il valileri, büyükşehir belediye başkanları veya büyükşehir olmayan illerde il merkez belediye başkanları, il genel meclisi başkanları ve her ilden birer temsilci olmak kaydıyla il ticaret ve sanayi odası başkanlarından oluşmaktadır.
Genel sekreterlikajansın icra organı olup, ajansın yıllık çalışma programı ile bütçesini hazırlamak ve yönetim kurulunun aldığı kararları uygulamaktan sorumlu bulunmaktadır.
Genel sekreterlik bünyesinde faaliyet gösterenyatırım destek ofisleri, bulunduğu ilin iş ve yatırım ortamının yerli ve yabancı yatırımcılara tanıtımı ile bulunduğu ildeki yatırımcıların kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yetki alanına giren izin ve ruhsat işlemlerinin tek elden takibi ve yatırımların izlenmesi doğrultusunda çalışan birimlerdir.
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS)(TheNomenclatureofTerritorialUnitsforStatistics(NUTS)),Avrupa Birliği’nde, bölgesel istatistiklerin tek birmekansalsınıflandırmaya göre üretilmesini temin etmek için,Avrupa Topluluğu İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından 1970’lerden itibaren geliştirilmiş olan ve1988’den itibaren AB mevzuatında yer almaya başlayan bir istatistiki sınıflandırma yöntemidir.
Ülkemizde ise, İBBS’nin kullanımı 19 Mart 2001 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen AB Müktesebatının Üstlenmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı ve Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan 8 Mart 2001 tarihli Çevre Konseyinde kabul edilen Katılım Ortaklığı Belgesi kapsamında başlamıştır. Bu çerçevede, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) koordinasyonunda 2001 yılında başlanan çalışma ile Türkiye’de İstatistiki Bölge Birimleri tanımlanmış ve bu sınıflandırma 28 Ağustos 2002 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe girmiştir.
Bu kararla birlikte İBBS, bölgesel istatistiklerin ve Kalkınma Ajansları başta olmak üzere ulusal/bölgesel ve AB uyum sürecindeki bölgesel gelişme politikalarının uygulama zemini olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan sınıflandırmada, iller düzey 3 seviyesi olarak kabul edilmiş, komşu illerin gruplandırması ile de aşağıda yer alan 26 Düzey II ve 12 Düzey I Bölgeleri oluşturulmuştur.
Düzey II bölgelerinin ulusal ve bölgesel analizlerde uygun bir bölge ölçeği olmaları, AB adaylık sürecinde yürütülen çalışmalara temel oluşturmaları ve AB uyum politikası yakınsama hedefi kapsamında yapısal fonlardan yararlanabilecek bölgelerin Düzey II bazında belirlenmesi dolayısıyla aşağıda yer alan Düzey II bölgeleri ülkemizdeki bölgesel politikalar bağlamında temel kalkınma planlaması birimi olarak belirlenmişlerdir.
|
Düzey 1 Kod |
Düzey 1 Bölge Adı |
Düzey 2 Kod |
Düzey 2 Bölgelerinin Kapsadığı İller (Düzey 3) |
|
TR1 |
İstanbul |
TR10 |
İstanbul |
|
TR2 |
Batı Marmara |
TR21 |
Tekirdağ, Edirne, Kırklareli |
|
TR22 |
Balıkesir, Çanakkale |
||
|
TR3 |
Ege |
TR31 |
İzmir |
|
TR32 |
Aydın, Denizli, Muğla |
||
|
TR33 |
Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak |
||
|
TR4 |
Doğu Marmara |
TR41 |
Bursa, Eskişehir, Bilecik |
|
TR42 |
Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova |
||
|
TR5 |
Batı Anadolu |
TR51 |
Ankara |
|
TR52 |
Konya, Karaman |
||
|
TR6 |
Akdeniz |
TR61 |
Antalya, Isparta, Burdur |
|
TR62 |
Adana, Mersin |
||
|
TR63 |
Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye |
||
|
TR7 |
Orta Anadolu |
TR71 |
Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir |
|
TR72 |
Kayseri, Sivas, Yozgat |
||
|
TR8 |
Batı Karadeniz |
TR81 |
Zonguldak, Karabük, Bartın |
|
TR82 |
Kastamonu, Çankırı, Sinop |
||
|
TR83 |
Samsun, Tokat, Çorum, Amasya |
||
|
TR9 |
Doğu Karadeniz |
TR90 |
Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane |
|
TRA |
Kuzeydoğu Anadolu |
TRA1 |
Erzurum, Erzincan, Bayburt |
|
TRA2 |
Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan |
||
|
TRB |
Ortadoğu Anadolu |
TRB1 |
Malatya,Elazığ, Bingöl, Tunceli |
|
TRB2 |
Van, Muş, Bitlis, Hakkâri |
||
|
TRC |
Güneydoğu Anadolu |
TRC1 |
Gaziantep, Adıyaman, Kilis |
|
TRC2 |
Şanlıurfa, Diyarbakır |
||
|
TRC3 |
Mardin, Batman, Şırnak, Siirt |
